ÇİZGİ FİLM ÇAĞI BİTİYOR MU ?

 

 

 

 

 

 

 

” Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yaptığı araştırmaya göre, 6-10 yaş arasındaki çocukların yüzde 94’ü, televizyon programları arasında çizgi filmleri tercih ederken, bu oran 11-15 yaş aralığında yüzde 50’ye düşüyor. Dizi-film izleme oranı ise 6-10 yaş arasında yüzde 44 iken 11-15 yaş arasında yüzde 77’ye çıkıyor.”

Küreselleşen dünyada teknolojinin sürekli biçimde ilerlemesi ve ucuz pazar olanaklarının yaygınlaşması insan ilişkilerini doğrudan etkilemekte. Televizyonun her evde olmadığı zamanlarda televizyonun olduğu evde toplanılır, kalabalık bir ortam oluşturulurdu. İnsanların bir arada olduğu böyle bir ortamda da iletişimin olmaması mümkün değildi. Konunun ne olduğu önemli olmadan iletişime geçme isteğinin göstergesi olarak bir “Merhaba” dahi olsa konuşma gerçekleşiyordu.

Günümüzde ise, aile üyelerinin hemen hepsinin elinde bir telefon, kendine has bilgisayarı ya da televizyonu olduğu görmezden gelinemez. Özellikle; çocuklara tahsis edilmiş bilgisayar ya da televizyon , izlenmesi gereken/gerekmeyen programların ebeveynin kontrolünde olmasını güçleştirmekte.

ÜTOPİK DİZİLER CEZBEDİYOR

Dizilerin bir kısmı gerçek yaşamdan izler taşımamakta. Özellikle lise dönemlerini anlatan dizilerin 11-15 yaş arası bireylere cazip gelmesinin temel nedeni dönemsel. Birey yaklaşık 12-18 yaş aralığında kendi kimliğini kazanma aşamasındadır. Bu dönem ergenlik çağını ifade etmekle birlikte, kişi dış dünyaya daha açık haldedir. Dizilerdeki aşk, alışveriş, gruplaşmış arkadaş ilişkileri, yetişkinlere karşı cesur duruşlar ve kıyafetlerdeki özgür seçimler bu yaş grubunun dizilere ilgisini artırmakta. Bu ilgi doğrultusunda, gerçek yaşamda maddi kaynaklar ya da kurallar gereği gerçekleştirilemeyen arzular hayali olarak gerçekleştirilerek geçici bir rahatlama sağlanmakta.

AİLE ÜYELERİ DE ÇOK DİZİ İZLİYOR DEMEKTİR

Öğrenme sosyal bir süreçtir ve dikkati çeken insan sayısı arttıkça çevreyi taklit etme oranı da artmaktadır. Özellikle; 5-11 yaş arasında örnek alınan kişiyle özdeşim kurulmaya çalışılarak onun davranışlarına uygun davranışlar sergilenmeye çalışılır. Bu sebeple, 6-10 yaş arasındaki çocuklar kendileriyle yakından ilişkili olan ailelerinin yaptıklarına benzer davranışlar sergileyebilmekte. Akşam saatlerinde yayınlanan diziler ev halkı tarafından izleniyorsa, çocuğun da grup üyelerini model alması olası bir durumdur.

ÇOCUKLA BİRLİKTE AZ YA DA VERİMSİZ VAKİT GEÇİRİLİYOR OLDUĞUNUN İŞARETİ

Televizyon, çocukla ilgilenen kişiler için bir OYUNCAK gibi düşünülmektedir. Özellikle; dinlenmek, daha kolay iş yapmak vb. faktörlerden dolayı çocuğun televizyon izlemesi ebeveynler için boş vakit niteliğini taşıyabilmekte. Çizgi film saatlerinin ve günlerinin de kısıtlı olması, kumandanın çocukta olduğu zaman diliminde onu farklı programlara yönlendirebilmekte. Aile içi iletişime ayrılan zaman ve bu sürecin verimliliği artırıldıkça televizyona ve beraberindeki dizilere/programlara ilgi azalacaktır. Çocuk ev içerisinde kendisiyle ilgilenen kişinin ilgisini fark ettikçe daha çok ona zaman ayırmak isteyecektir.

YARATICILIĞIN KÖRELECEĞİNİ GÖSTERİR

Yaratıcılık, bir sağ beyin aktivitesi olup okul öncesinde daha aktifken otoriter tutum, eğitim sistemi, çocuk yetiştirmede toplumsal cinsiyet görevlerinin dışına çıkılmaması gibi çeşitli nedenlerle körelir. Ancak; hayal dünyası ve renklerin harmanlaşmış hali olan çizgi filmler yetişkinler tarafından mantık dışı olarak değerlendirilmekte ve bu durum çocuk tarafından incinmeye neden olmakta. Özellikle; ergenlik döneminde (yaklaşık 10-18 yaşlarında) kendini ispatlama çabası olarak tarif edilebilecek olan kişiliğini gösterme arzusunu taşıyan birey, yetişkinlik ve çocukluk arasında kalıp kendini yetişkinliğe daha yakın görmekte. Dolayısıyla, yetişkinlerin fikirlerini önemseyip o da çizgi filmlerin saçma olduğunu düşünmekte ve daha çok yetişkinlerin izlediği dizileri izlemekte. Bu durum, hayal dünyasının erken yaşta engellenmesine neden olmakta. Hayal dünyası küçüldükçe çok boyutlu düşünmeyi sağlayan yaratıcılığın körelmesi de muhtemel.

AİLE OLARAK;

Çocukla iletişim halinde durmak, ona model olmak, sıkıntılarına dikkat etmek, fikirlerine değer vermek, zamanı verimli biçimde birlikte geçirmek, beraber bir şeyler üretmek, onu sosyal aktivitelere yönlendirmek çocuğun bulunduğu gelişim dönemine uygun bir aşamadan geçmesine katkı sağlayacaktır.

“Haberleşme vasıtaları çoğalırken, insanlar ruhen birbiriyle haberleşemiyor.”

Rasim Özdenören

 

Ceren GELMEDİ